Monday, May 25, 2015

TARİHİMİZLE YÜZLEŞMEK_E.KONGAR

"751 yılında Talas Savaşı'nda Türkler, Çinlilere karşı Arağlara yardım etmiş, bunsayede savaş kazanılmı, sonra da eski inançları Şamanizm'e çok yakın İslamiyet gönüllü kabul edilmiştir." doğru değildir. Savaşta çeşitli Türk Boyları her iki tarafta da yer almışlardır. 600'lü yılların sonunda Maveraünnehir'de Araplarla Türkler karşılaşmış ve kanlı savaşlar olmuştur. İslamiyete geçiş de büyük ölçüde yenilgilerle olmuştur.

Dört halifeden üç kanlı bir şekilde öldürülmüştür. Hz.Ali işe Muaviye'nin savaşı din değil iktidar kavgasıdır. Hz.Muhammed'in torunu Hüseyin ve arkadaşları Kerbela'da Emevi ailesi Yezid'in adamlarından katledilmesi.

1055'de Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, Bağdat'a girer, Büyehoğullarından bıkmış halife Abbasi hükümdarı Tuğrul Bey adına hutbe okutulup, sikke bastırılır. islam geleneğinde bu hükümdarlık egemenlik simgeleridir. O günden sonra Uhrevi lider ile dünyevi lider ayrılmış oluyordu. Ancak 1058'de Şii Fatimiler, Bağdat'ı yeniden ele geçirirler.

Laiklik hiçbir dinde yoktur, tüm semavi dinler dünyayı düzenleyici kuralları da içerir.

Türklerin müslümanlığı, araplarınkinden farklıdır, hoşgörülüdür. Horasan'dan, Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Mevlana, Yunus'un hümanist yaklaşımları etkili olmuştur.

Bektaşilik, İslam tarikatları arasında en hoşgörülü olandır, Ortodoks tebadan devşirilmiş çocuklardan oluşan yeniçeriler de Bektaşidir.

19.yy'da Vehhabiler, Mekke ve Medine'yi ele geçirmiş ve Osmanlılara hac yolunu kapatmışlardı.  Yardım istedikleri Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa, 1818'de liderleri Abdullah Bin Suud'u İstanbul'a yollar ve orda öldürülür. Ancak Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlılar, Hicaz'dan çekilince, İngiliz desteğiyle Suud ailesi bölgeye egemen oldu ve Suudi Arabistan'ı kurdu.

1189'da Kudüs, Selahaddin Eyyübi tarafından alınır. Haçlı seferlerinde amaç, 1.Kudüs'ü geri almak, 2.Ticaret yollarını geri almak, 3.Bizans'a yardım etmek. İlginç olan durum 4.Haçlı Seferinde (1204)Kudüs yerine Ortodoks İstanbul'a saldırırlar. 57 yıl boyunca Katoliklerin elşnde kalır İstanbul, sonra geri geçer.

Osmanlıların başarısında, Bizans'la olan iyi ilişkiler ve kız almalar önemlidir.

Resmi tarihin üzerinde durmadığı bir konu da, Ankara Savaşıdır. Yıldırım Beyazıd'ın kaybetmesine sebep olan, Timur'un filleri değil, Türk beylerinin ihanetidir. Ordunun sol kanadındaki Kara Tatarlar ile sağ kanadındaki Aydın, Germiyan, Saruhan ve Menteşe kuvvetleri Timur tarafına geçmişlerdir.

Osmanlı Devleti'ni imparatorluk yapan ve batılılaşmayı başlatan Fatih Sultan Mehmet'tir. Kendisine Roma imparatoru diyordu. Önemli ve rakip olabilecek Türk ailelerinin gücünü sınırladı. Devşirmeleri ön plana çıkarıp sadrazam yaptı. Yeniçerileri güçlendirdi. Divanı Sadrazam'a bıraktı. Ortodoks Hristiyanları ve sürgün gönderilen Patriği getirtip, koruması altına aldı. Ticareti elinde bulunduran Venedik ve Cenevizlilere ticari imtiyazlar getirdi. Taht kavgalarını önlemek şçin, akrabaları öldürttü. Merkez bürokrasiyi kurdu, defterdar, kazasker gibi. İlk devalüasyonu yaptırdı. Batılı ressamlara portresini yaptırdı.

1853-1856 Kırım Savaşı resmi tarih tarafından bir zafer olarak gösterilse de gerilemenin başlangıcıdır. 1774'de Küçük Kaynarca ile Ruslara Osmanlı'nın Ortodokslarının koruyuculuğunun verilmesi, 1838'de İngilizlerle ticaret anlaşması ve İngiliz nufüsunu öne çıkaran 1839 Tanzimat fermanı ile Rus-İngiliz rekabeti doruk noktasındadır ve sorun Osmanlının paylaşılmasıdır. Rusya, Kudüs'te ortodokslara iltimas geçilmesini isterken, Osmanlı bunu kabul etmez. Rusya, Eflak-Boğdan'a savaş açar. Kendi başına yetemeyen Osmanlı, İngiltere'den yardım ister ve tarihinin ilk dış borcunu alır. Bu borçlar 1954 yılına kadar ödenmeye devam edilir. 

İmparatorluğun yıkılışı 1881, Düyun-u Umumiye İdaresi, yani Borçlar Yönetimi Kararnamesinin ilan edildiği gündür. 1865'de aldığı borçları ödeyemeyen Osmanlı iflas eder, alacaklıları oluşturan bu kurul, devletin vergilerine el koyar ve gerekli tahsilatları yapmaya başlar. 1881'den 1918'e kadar Osmanlı'nın yaşamasının nedeni, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya'nın anlaşamamalarıdır.

Soykırım, Almanya'nın Yahudilere yaptığı katliamın özel adıdır, 1948'de BM'in kararına imza atmıştır. Bu suçun işlenmesi için, 1.bir insan grubunu imha niyetiyle resmi devlet politikası olarak yapılması 2.tüm ülkede uygulanması 3.bir defada değil, sürekli yapılması gerekmektedir. Soykırım, insanlığa karşı işlenmiş bir suç kabul edilir.

Ermeni Techiri, 1.Dünya Savaşı'nda Osmanlı sınırları içerisinde Taşnak liderliği altında Rusya'nın yanında isyana ve savaşa başlayan Ermenilerin, Doğu Cephesi ordularına arkadan saldırmalarını önlemek için, Suriye'ye sürülmeleridir. Ermeniler, 1915'de Van'ı ele geçirdiler, aynı zamanda Bayburt, Erzurum ve Diyarbakır da isyanlar devam eder ve 24 Nisan 1915'de Van isyanının İstanbul'daki sorumluları tutuklandı ve 27 Mayıs'da techir kararı alınır. Sürgün edilen 1milyon Ermeninin yarısı ölür. Osmanlılar, savaştan hemen sonra İngiliz ve Fransızların baskısıyla savaş mahkemelerinde 1400'e yakın memur cezalandırılır ve kırk kişi de asılır. 1920 Sevr anlaşması ile Ermeni Devleti kuruluyordu. 1920'de Sovyet hükümeti ile görüşen Atatürk, Ermenilere karşı harekata izin verir ve Kazım Karabekir, Sarıkamış'ı, Kars'ı geri alır. Gümrü anlaşması imzalanır, bir gün sonra Ermenistan Sovyetlere katılır ve 1921'de Moskova ve Kars anlaşmalarıyla Türkiye, Ermenistan sınırları belirlenir. Soykırım iddialarında önce tanı, sonra tazminat öde, sonra toprak ver modeli görülmektedir.

Kurtuluş Savaşından sonra halkın cumhuriyet gibş bir tercihi yoktur. Hatta başlarda halifeyi de kurtarma amacına yöneliktir. Mustafa Kemal'in dehası, Kurtuluş Savaşı'nı baştan itibaren meclisle beraber götürmüş olmasıdır. Bu isyan değil, milli iradeye dayalı hareket olduğunu göstermiştir. Atatürk'e kayıtsız şartsız tek inanan İsmet İnönü'dür, diğerleri arasında Cumhuriyetçilik açısında yalnızdır. 600 yıldır kul olarak yaşamış, vatandaş bilinci olmayan, endüstrilileime ve aydınlanmayı da geçirmemiş bir milletin Cumhuriyet'i benimsemesi eşi olmayan bir mucizedir. Atatürk'ün aydınlanma devrimleri olan, saltanatın kaldırılması, eğitim birliği sağlanması, yazı, dil, tarih kıyafet devrimleri, yeni medeni kanun, Avrupada yüzyıllarca olgunlaşmışken bizde onyıllarda gerçekleştirilmiştir.

No comments:

Post a Comment