Antik Yunan : animizm, herşey canlıdır = herşey psikolojinin konusu
Sokrates : özne-nesne ayrımı = dünya-insanın kendisi ayrımı
Aristotales : tek tek bilimlerin ayrılması
Psikoloji : Psyche + logos ( can, canlılık + bilgi )
Eskiçağ : ruh bedenden ayrılabilir, kötü ruhlar girebilir (uyku, ölüm, akıl hastalığı)
İlkçağ : Aristo sadece öğrenme, Platon tamamen doğuştan
Ortaçağ : formun aşkınlaşması ve Tanrı
1.Patristik dönem : herşey tanrının iradesindedir ve dünyevi olayların incelenmesi gereksizdir
2.Skolastik dönem : (Aquinolu Thomas) Tanrının müdahele etmeye gerek duymayacağı otonom dünyanın yasalarına merak
Rönesans : tekrar animist yaklaşım, dünyayı keşfetme
Descartes, 17.yy : dünya ruh hariç rasyonel alandır.
Galile, 18.yy : matematik tüm alanlara uygulanabilir, bütün evren bir makinedir.
Kuramların özellikleri
1.Geleneksel psikolojiye başkaldırırlar, yenilikçidirler
2.İnsan sorunlarına pratik cevaplar arama
3.Güdüler üzerinde durma
4.İnsanın doğal ortamında anlaşılması
5.Bütüncül, insanı bütünüyle anlamak
Spekülatif değerlendirmeler, bilimsel pozitivizmin dışına çıkabiliyor.
Personality latince tiyatro oyuncularının kullandığı maske anlamındadır. Kişilik, bireyin özel ve onu diğerlerinden ayıran davranışlarıdır.
SIGMUND FREUD VE PSİKANALATİK KURAM
S.Freud (1856-1939), Viyana Üni. Tıp
Psikanaliz : Serbest çağrışımla tedavi yöntemi
Varsayımlar
1.Determinizm (neden-sonuç)
2.Monizm (fiziksel doğa ve ruhsal enerjinin bütün oluşu)
3.Mental Enerji (doğada tek bir enerji vardır)
4.Devamlılık, homeostasis
5.Ekonomi : dengeyi sağlamak için mental enerji ekonomik olarak kullanılır, yatırım yapılır, biriktirilir vs.
6.Zevk ve haz : organizma dengeyi bulduğunda mutludur, haz duyar, bunu sürekli arar.
Topografik Kuram :
1.Bilinç : o anda yaşananlar
2.Bilinçaltı : sürekli bilince bağlantılı, derin bir anılar deposu
3.Bilinçdışı : bilinçli algılamanın dışı
Bilinç, enerjisi olan bir alandır. Bilinçaltındaki olaylara enerji yüklendiğinde bilinçli hale gelir. Bilince çıkması istenmeyen olaylar sansürle, az bir enerji kullanarak bilinçten uzaklaştırılabilir. (ders çalışan öğrencinin konstanstre olmaya çalışması) Bilinçaltında, yakın dosyalar düzenli, mantıklı iken uzaktaki dosyalar karışıktır. Onlara bağlı kalmış enerjileri olmaktadır. Bilinçdışı ise çok güçlü bir enerji ile korunmaktadır. Doyum arayan bilinçdışı istek, bilinçte örneğin dil sürçmesiyle ortaya çıkar.
İd, bilinçdışında egemenliğini sürdürür. Rüyalarda, bilinçdışı istekler doyum bulur.
Yapısal Kuram :
1.İd : içgüdüler, gerçek ruhsal güç, enerjinin kaynağıdır. Haz ilkesi esasdır.
2.Ego : idi denetler, bilinçdışının isteklerini gerçekçi bir mantıkla bastırır.
3.Süperego : toplum yasalarını kapsar, id'i kurallara göre töresel amaçlara yöneltmeye çalışır. Kusursuzluğu hedefler.
Dinamik Kuram :
İnsanın ruhsal mekanizmalarının özü temel süreç adını verdiği haz ve acı ilkesidir. Haz ilkesi, enerji dağılımında dengeyi sağlamak, acı ilkesi bozulan dengenin acısından kaçınmaktır. Gerçeklik ilkesi ise gelecekteki haz için o anki hazdan vazgeçmektir. Gereksinmeyi karşılayacak bir nesne buluncaya kadar gerilim boşalımını erteler. Ruhsal enerjinin kaynağı, cinsellik (libido) ve saldırganlık (tenatos) içgüdüleridir.
İçgüdüsel Kuram :
Libidonun gelişim dönemlerini ele alır :
1.Oral Dönem (0-1.5)
Erken Dönem : doyum ağız, dudak, dil. amaç emme. baskın yapı id.
Geç Dönem : doyum diş, çene. amaç beslenme + tahrip. baskın id+ego.
2.Anal Dönem (1.5-3)
Erken Dönem : doyum dışkı yolu sonu denetim kasları, amaç dışkılama ve tahrip (ego gelişimi)
Geç Dönem : amaç tahrip yanısıra tutma ve saklama (süperego eğitimi)
3.Fallik Dönem (3-5/7)
Üretra : doyum idrar yolları sonu (süperego eğitimi son aşaması)
Penis : kendi kendine doyum
4.Gizlilik Dönemi (Oedipal sonu-İlk ergenlik)
Toplumsal ilişkiler, cinsel roller sağlamlaşır. Bu dönem sonrası üreme döneminde cinsel içgüdü egonun kontrolüne girer. Kişilik gelişimi tamamlanır.
Oedipal ve elektra kompleksi fallik dönemden gizlilik dönemine geçerken olur. Çözümlenemeyen farklı cins ebeveyne cinsel ilgi bu karmaşalara sebep olur.
Psikopatoloji Çalışmaları
1.Nevrozlar : tedavi edilebilir, ana nedenleri baskılanmış ruhsal şoklardır. Bu anı bilince çıkınca sorun çözülür. Nevrozu insanların sosyal ilişkilerinde yıkıntılar yapan, çok yaygın bir hastalık olarak görür. Anksiyete de bunun en yaygınıdır. Anksiyete : tehlikenin algılanması sonucu geliştirilen tepkidir. Nevrotik anksiyete, mantık dışı nedeni belirsiz korku tepkisidir.
2.Psikozlar : zihinsel ve algısal fonksiyonlarda görülen ağır bozukluklardır.
3.Sapıklıklar : cinsel gelişim sırasında oluşabilir.
Savunma Mekanizmaları
İki amaçlıdır. Psikolojik onarım ve ego savunma. En önemli savunma mekanizmaları : bastırma, neden bulma, yansıtma, ödünleme, yüceltme, özdeşleşme ve yön değiştirmedir. Rüyada sansür, gerçek anlamını gizler. Bastırılan arzular rüyalarda tatmin edilir.
Eleştiriler
+ homeostasis genel kabul görmüştür.
? haz prensibi açık değildir.
? ölüm içgüdüsü
? libidonun temel ve herşeyi kapsayan güç oluşu
? çocukluğun tüm yaşamı etkilemesi
? bilinçdışının varlığı
CARL GUSTAV JUNG VE ANALİTİK PSİKOLOJİ
C.G.Jung (1875-1961), Bavel Üni. Tıp
1913'de Freud'dan uzaklaşmıştır. Jung'da merkezi düşünce kolektif bilinç ve bilinçaltıdır. Freud'dan uzaklaştığı alanlar :
1.Libido, ruhsal sistemin enerjilerinden sadece birisidir.
2.İnsan sadece içgüdüleriyle yaşamaz, yaratıcı bir gelişim içerisindedir.
3.Kolektif bilinçaltı, arketipler vs.
Jung ve Psikolojik Tipler
Tutumlar : A.içedönük, B.Dışadönük, Fonksiyonlar : Duyuş, hissetme, düşünme ve sezgidir.
Kişilik Yapısı
Kişilik etkileşimli çok sayıda sistemden oluşur. Bunlar ego, kişisel bilinçaltı, kolektif bilinçaltı, tutumlar, fonksiyonlar. Ego kişiliğin bilinçli sistemidir. Kişisel bilinçaltı, egonun bir komşu bölgesinde bireysel bastırılmış arzular, unutulmuş anılardan oluşur. Ego ile kişisel bilinçaltı arasında iletişim vardır. Uyku gibi egonun kontrolünün zayıfladığı durumlarda kişisel bilinçaltındaki anılar bilince çıkabilir. (veya nevrotik semptomlarda)
Kolektif biliçaltı ve arketipler
Kişisel bilinçaltından da derinlerdedir. İnsanın evrimsel belleğinin kalıntılarıdır. Arketip, duygusal yönü güçlü, kalıtımla gelen evrensel bir düşünme biçimidir. Örneğin, anne arketipi önce bir anne simgesi oluşturur, sonra bu kavram gerçek anne ile özdeşleşir. Belli başlı arketipler :
1.Persona : Beklenenlere, topluma uygun davranma eğilimidir. İleri durumlarda ego persona ile özdeşleşebilir ve şişme görülebilir. Bundan kaçınmak için personanın sakladığı yönlerle barışık olmak gerekir.
2.Gölge : Kendi cinsiyetini temsil eder ve kendi cinsiyle ilişklerini düzenler. Hayvansı eğilimlerdir. Yaratıcılığın, içgüdülerin kaynağıdır. Reddedilmesi uygar, sönük bir kişiliğe neden olur.
3.Anima ve Animus : Erkekte anima, kadında animus, diğer cinsleri temsil eder.
4.Ben : Bilinçdışı arketipleri ve onların bilinçte ortaya çıkışlarını düzenler, kişiliğin bütünleşmesini sağlar. Kendini gerçekleştirebilmek için ben arketipinin çağrılarına uymalı ve kendine ait herşeyi bilinçlendirmelidir. Kendini gerçekleştirmenin tek yolu kendini tamamen tanımaktır.
5.Simge
Kişilik bölümleri etkileşim halindedir.
Psike : kişiliğin bilinçli ve bilinçdışı tüm duygu ve davranışlarıdır. Dış kaynaklardan enerji alır, sürekli denge bozulur ve insan tekrar dengeye ulaşmaya çalışır.
Eşdeğerlik İlkesi : enerjinin yokolmayıp başka alana kaymasıdır.
Entropi ilkesi : enerjinin dengeyi kurmak için dağılmasıdır.
Psikoterapisinde simgeler kullanılır. Gündüz rüyası bu anlamda doğrudan simgeleri kullandığı için psikanalizi tamamlar. Gündüz rüyasında kişi bilinçli olarak hayale dalar.
Sanat Eseri
Psikolog için en verimli eserler yoruma, çözüme açık olanlardır. Psikolojik roman da fazla önemli değildir çünkü yorumlanmıştır.
Görüm, sanat eserinde, gerçek sembolik anlatımdır, kişisel yaşantıdan çıkan, gerçeğin yerine konan imgedir. Görüm, bilinçli yaşantının dışındadır. Bilinçlenmeleri sansürlenir.
Gecesel rüya, bildiğimiz dünya olmayıp, karanlık ve korkutucu olsa da yabancı değildir. Batıl inançlar ve metafizikten korktuğumuz için bu yaşamı reddeden bizleriz.
Freud, sanat eserini, tıpkı bir nevroz gibi, kompleks denilen hayat düğümlerine götürdüğünü düşünmüş ve çözümlemeler yapmıştır.
Sanatçının birey olarak ruhsal halleri, iradesi, kişisel amaçları vardır. Ancak o bilinçdışı yaşamını taşıyan ve biçimlendiren toplumsal insandır. Büyük sanatçılar yaşam enerjilerinin büyük bölümünü yaratıcılığa yönelttikleri için kişisel bakımdan yoksul bir hayat sürerler. Sanatçının kişisel hayatı, sanatının temeli değildir.
Eleştiriler
? belirsiz, anlaşılmaz
ALFRED ADLER VE BİREYSEL PSİKOLOJİ
A.Adler (1870-1937), Viyana Üni. Tıp
Adler'in kuramının temeli aşağılık duygusudur. İnsan temelde kendinden çok topluma yönelik bir yaşam içindedir. Bilinç ve bilinçaltı çatışma halinde değildir. Aynı sonuca farklı yollardan gelirler. İnsan bilinçli bir varlıktır. Geçmiş yaşantılar kadar gelecek beklentileri de önemlidir.
Eksiklik Duygusu
Önemli olan bedensel kusurun biyolojik niteliğinden çok, bireyin bunu nasıl algıladığıdır.
Ruhsal bir gerilim, zayıf bir organda yansıma bulur. Bu görüş, psikomatik bozuklukların açıklanmasında halen geçerlidir. (kekemelik, kusma gibi)
Çocuklukta doğal olarak çevresinden zayıf olan birey, yaşamı boyunca üstünlük kurmaya çalışır. Bu bireyi güdüleyen güçtür. Ancak yetersiz ortamda büyüyen çocuklarda bu daha yoğundur ve komplekse dönüşür.
Yaratıcı Güç
İnsan bazı gizli güçlere sahiptir. Bunlar yaratıcı güçler (toplumsal ilgi, cesaret, sağduyu), algılama güçleri (öğrenme, bellek, dikkat, düşlem, duygu)
Aile ve Kültürün Rolü
En önemli çevre etkeni ailedir. Şımartılmış çocuk, genelde suça yönelik davranışlar gösterir. Bunun nedeni toplumun kendilerine küçükken gördüğü gibi bir yaşam sağlamak zorunda olduğunu düşünmesidir. Sevilmeyen çocuk da çevresinde düşman kişiler olduğunu düşünür. Aşağılanmış ve engellenmiş çocuk, nevrozlu bir yetişkin olur. İç mutluluğunu ödünleyecek hükmetme ve güç arar. En büyük çocuk, tacını yitirmiş kraldır. Çevresi ondan sorumluluk bekler. Yeteneğinden dolayı kardeşlerinin doğal lideri olur, yine de en çok eleştiriyi o alır. Ortanca çocuk, ailenin ılımlı davranışlarından dolayı otoriteyle sorunlu değildir. Büyük kardeş kadar yetenkli olamayacağına inancı belirler, onu aşma çabası olabilir veya yenilgiyi kabullenerek ezik ve karamsar olur. Sonuncu çocuk, çok ilgi görür ve bencil olabilir. Sürekli kardeşlerinden yetersizliğini görebilir. Tek çocuk ise, aşırı şımartılır ve sosyal alışverişten yoksun kalır.
Bireye özgü yaşam stili, 5 yaşlarında şekillenir ve sonra da çok fazla değişmez. Düşmanlık, saldırganlık, birincil eğilimler değildir, kişilik gelişmemişse, toplum ile uyuşma olmamışsa, oluşan gerilemeyle oluşur. Uyumsuzlukla, bencillik kısır döngü şekline gelir zamanla.
Normaldışı davranışların kökeni, 1.çocukluktaki yoğun eksiklik duygusu, 2.ödünleme çabasında, uyumsuzluğu artırıcı tepkilerin gelişmesidir.
Eleştiriler
+ fenomenolojik yaklaşımların ilk örneğidir.
- tüm davranışları çevresel etmenlere bağlamıştır
+ amaçsallık yaklaşımı
- yetersiz duygusunu abartması
- eksiklik/üstünlük gibi kavramların çocukta tam olarak oluştuğunu düşünmesi
FREUD'DAN ÖTEYE : TOPLUMSAL GÖRÜŞLER
Fromm, Horney, Sullivan, Rank'ın önderliğini yaptığı neoanalistler, kültürün insanı şekillendirdiğini ve kişiler arası ilişkilerin kişiliği etkilediğine inanmışlardır. Köklerini Freud'dan almakla beraber, biyolojik esasları, içgüdüleri reddeder ve çevresel faktörleri öne çıkarırlar.
ERICH FROMM VE HÜMANİSTİK PSİKOLOJİ
E.Fromm (1900-1980) Psikoloji, Sosyoloji, Psikanaliz
Psikolojisi, temelde Freudcu kavramları insancılaştırmak ve insanı toplum içinde bir varlık olarak değerlendirme çabasıdır.
Tarih Felsefesi
Birey, evrim sonucu insanın tarih boyuncaki tüm çabalarını temsil eder. Tarih bu anlamda davranışların incelendiği bir araştırma alanıdır. İnsanı toplumun ürünü olarak görür. Toplum da coğrafi, tarihsel, ekonomik koşulların ürünüdür.
Toplum ve Doğa
İçgüdüler vardır ancak insanda en alt düzeydedir. İnsan bunları çok az kullanır, daha çok davranışları öğrenmeye dayanır. İnsan kendisi ile doğa arasında anlamlı bağlar oluşturmalıdır. İnanç ve amaçlara gereksinim duyarlar. İnsanlar, idealleri konusunda farklıdırlar ama önemli olan üretken ve mutluluğa götüren birtakım kanallar bulmalıdır.
Tarih ve İnsan Psikesi
Tarih, insanın kendini doğadan ayırması ve ona karşı aktif olup, üretmesiyle başlar. Ancak ne yaparsa yapsın ondan güçsüzdür. Grup hem ona güven sağlamış, hem de nasıl yaşanacağını ona dikte etmiştir. Rönesans ve Reform'la insan sosyal sistemden özgürleşmiş ancak güven duygusunu da buna bedel olarak vermiştir. Pekçok insan özgürlüğünü, güven duygusuna feda etmeye hazırdır. Totaliter rejimler, konformizm, sadizm, mazohizm, yıkıcılık kaçış mekanizmalarıdır.
Çocukluk
Çocuk anne-babasının sınırları içinde yaşar ve zamanla bağımsızlaşır. Bağımsızlık, güven duygusunun kaybı demektir. Aile, toplumun psikolojik ajanlarıdır ve değerleri çocuğa iletirler. Kişilik farklılıkları, çevre ile ilişkilerle oluşur.
Kişilik
Doğuştan gelen süreçlere mizaç der. Karakter ise sosyal etkiler sonucu tecrübeyle oluşur. Her insanın bireysel karakteri ve sosyal karakteri vardır. Sosyal karakter, süperegoya benzer. İnsanın çevre ile olan ilişkisi asimilasyon ve sosyalleşme şeklinde olur. Kişisel uyum, ancak topluma uyumla sağlanabilir. Nevroz, ahlaksal bir başarısızlıktır.
Eleştiriler
- bilimsel verilere dayanmayışı
KAREN HORNEY VE BÜTÜNCÜ YAKLAŞIM
K.Horney (1885-1952) Berlin Üni.Tıp
Toplumsal etkilerin önemini vurgular.
Freud'un biyolojik belirleyicilerine karşı çıkar, sosyo-kültürel etmenleri vurgular. Davranış, öğrenilmiş örgütlü örüntülerdir. Bunların toplamı da kişiliği oluşturur. Çocukluk yaşantıları ile yaşam arasında doğrudan bir ilişki yoktur, pekçok olayla davranışlar oluşmuştur.
Nedenselliğe, bilinçdışı güdülenmeye, psikanaliz yöntemlerine inanır ancak kişiliğin gelişiminin içgüdüsel faktörlere bağlı olduğuna, cinselliğin en önemli etken oluşuna, Freud'un sabir gelişim dönemlerine katılmaz.
Kadın psikolojisinin temelde, güvensizlik ve koruma sevgiye gereksinim olduğunu düşünür.
Kişilik Kuramı
İki temel eğilim vardır: emniyet ve doyum
İnsanların ortak gereksinimleri vardır, gıda beslenme, üreme gibi. Emniyet ise bunlardan da öncelikli temel ihtiyaçtır. Güvenlik, korkunun karşıtıdır ve korku mutluluğun en büyük düşmanıdır. Korku ve anksiyete, yaşam tecrübelerindeki olumsuz ilişkilerden kaynaklanır. Anksiyete ve çaresizlik duygusunun kökeni içsel gerilimin yoğunluğu ve süperegonun cezalandırıcı gücüdür.
Nevrotik doyum için değil, korunmak için eyleme geçer.
Korku, tehlike ile orantılı iken, anksiyete imgesel bir tehlikeye orantısız bir tepki vermektir, mantıkdışıdır. Nevrotiklerin algıları ve çevrelerine karşı tutumları genel olarak kusurludur. Katıdır, üretici ve başarılı değildir.
Temel anksiyete çocuğun düşman dünyadaki yalnızlık ve çaresizliğidir. Ailenin olumsuz yaklaşımı çocukta güvensizliği yaratır. Sevgi kazanabileceği yollar arar, bulamazsa egemen olabilmek için güç kazanmaya çalışabilir, bu da düşmanlığı çıkarır. Gerçek benlik ile ülkü benlik fark büyüdükçe, benimsediği nevrotik tutum daha da artar ve bir kısır döngü yerleşmiş olur. Ülkülenmiş benliği gerçekleştirme çabası gurur sistemidir, kişi hem ülkülediği amaca ulaşmış olur hem de bunun gerçekleşmiş olduğunu varsayar. Bu çelişki de temel çatışmanın önemli yanlarından biridir.
Gerilime karşı bireyin çözüm yolları,
1.genişleme : kendini kusursuz, görkemli görür ve çevresine egemen olmaya çalışır.
2.silinme : kendini yetersiz ve değersiz olarak görür ve sevgi için sömürüye açıktır, çevresi tarafından ezilir.
3.çekilme : çatışmadan uzak olmak için içe kapanma, derinlikten yoksun yaşama gibi davranışlar gösterilir.
Tedavide, kişinin içinden geldiği gibi davranması sağlanır. Kişi kendi gerçek duygu ve isteklerine ulaşmasına çalışılınır.
Eleştiriler
-Kuramdan çok, psikoterapi yöntemlerinin incelenmesi gibidir.
.Çevresel yeni bir kişilik modelidir.
-Kapsamlı, tutarlı olmayışı
HARRY STACK SULLIVAN VE KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER
H.S.Sullivan (1892-1949) Chicago Tıp
Davranış bozukluklarının temeli ilişkiler ve iletişimdir. Anksiyete insanlığın ortak yıkıcı yönüdür ve diğer insanlarla ilişki ve iletişim kurulmasını engelleyen başlıca etmendir.
Monday, May 25, 2015
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment